EPİAŞ verileri, temmuz ayında güneşten elektrik üretiminin 5,4 teravatsaatle rekor kırdığını gösterdi. Yenilenebilir kaynakların toplam payı ise %58’e ulaştı.
Enerji Piyasaları İşletme AŞ (EPİAŞ) verilerine göre, Türkiye’de güneşten elektrik üretimi temmuz ayında 5,4 teravatsaatle tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Bu rakam, haziranda 4,9 teravatsaatle kırılan önceki rekoru geride bıraktı.
Güneş enerjisinin toplam elektrik üretimindeki payı temmuzda yüzde 15,6’ya çıkarak, bu ay bazında en yüksek oran olarak kayıtlara geçti. Güneş enerjisi, bu performansıyla son üç ayda olduğu gibi temmuzda da doğal gaz ve yerli kömür santrallerinin üretim payını geride bıraktı.
Temmuz ayında rüzgar santrallerinin elektrik üretimindeki payı yüzde 12 olarak gerçekleşti. Güneş ve rüzgarın toplam payı ise yüzde 27,6’ya ulaştı. Bu dönemde hidroelektrik santrallerinin üretimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 60 artışla 9 teravatsaate yükselerek, temmuz ayları arasındaki en yüksek üretim miktarı oldu.
Hidroelektriğin elektrik üretimindeki payı yüzde 26,3 olarak kaydedildi. Böylece, güneş, rüzgar, hidroelektrik ve diğer yenilenebilir kaynakların toplam elektrik üretimindeki payı, geçen yılın aynı ayındaki yüzde 43’ten yüzde 58’e yükseldi.
Öte yandan, temmuzda doğal gaz santrallerinin elektrik üretimindeki payı geçen yılın aynı ayındaki yaklaşık yüzde 25 seviyesinden yüzde 10’a gerileyerek son 26 yılın en düşük temmuz ayı seviyesine indi. İthal kömür santrallerinin payı yüzde 19’a yükselirken, yerli kömür santrallerinin payı yüzde 12,5 olarak gerçekleşti.
Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember’in enerji analisti Çağlar Çeliköz, Türkiye’nin yaz aylarında artan elektrik talebinin karşılanmasında yenilenebilir kaynakların öne çıktığını belirtti. Temmuzda elektrik tüketiminin, klima kullanımının etkisiyle geçen yılki 35,2 teravatsaatlik seviyeye yakın 34,4 teravatsaat olduğunu aktardı.
Çeliköz, doğal gazın üretimdeki payının yüzde 10 ile son 26 yılın en düşük temmuz ayı seviyesine gerilediğini ve yenilenebilir kaynakların yüzde 58’lik payında hidroelektrik üretimindeki artışın önemli rol oynadığını ifade etti. Ancak Çeliköz, bu yüksek performansın bir kısmının yağış bolluğundan kaynaklandığını ve Türkiye’nin uzun dönemli kuraklık etkisinde olduğunu hatırlattı.
Türkiye’nin hidroelektrik üretimindeki olası düşüşleri dengelemek için güneş ve rüzgar kapasitesinin artırılması gerektiğini vurgulayan Çeliköz, özellikle dağıtık ve depolamalı yenilenebilir enerji yatırımlarının önemine dikkat çekti. Çeliköz, bu sayede hem enerjide dışa bağımlılığın kalıcı olarak azaltılabileceğini hem de arz güvenliğinin uzun vadede garanti altına alınabileceğini sözlerine ekledi.
Reklam & İşbirliği : [email protected]